Şiirlerimi okumak için tıklayın.

 

 

 

 

 

 

Eksilirken günlerim bazen kaldıramıyorum ağırlıklarını hayatımın..nasıl olduğunu anlayamadığım garip bir geçmişe özlem  sarıyor beni , sanki yüzyıllar öncesinden gelip yerleşiveriyor kalbimin derinliklerine ..

 

 

Mesajlarımı incelerken

Üye olduğum bir siteden mesaj kutuma bırakılmış mesaj birden beni 7,5 şiddetinde salladı resmen’’ Sultanahmet gezisi rehber eşliğinde’’ davetlisiniz diyen …ne güzel bir davetti bu?  San ki bunu bekliyormuş gibi büyük bir keyifle hazırlanıp yola düştüm henüz bir yılımı tamamlamadan keşif gezilerine çıkmaya başlamışken üstelik…

 

Bilmeyenlerinde kesinlikle görmeleri gereken bir şehirdeydim ve tarihi dokunun en yoğun olduğu semtten biriydi gezeceğim.. gelin görün ki bir güne sığdırılmıyor bazı keşifler işte hele konu İstanbul olunca ..

 

Bundan yüzyıllar öncesine adım atınca insan o dokunun ve tarihin içine dalıyordu resmen ve kayboluyordu hayal dünyasında..

 

 

şehirlerin bir cinsiyeti olduğuna inananlardanım bende ve bu inanışıma göre İstanbul kesinlikle dişidir..kadındır her damlasına ve her noktasına kadar şuh hemde.. gençliği gibi olgunluğuda yüzyıllar süren ,hep cazibeli etki alanına girenin başının döndüğü,ayaklarının yerden kesildiği,peşine kapılıp gidilen bir afet-i devran işte..işte bu yüzden dişiliğin her toprak parçasından fışkırdığı ve asla modası etkisi ve güzelliği geçmeyen istanbul'a aşık  olunmaması mümkün değildir..

 

Mısralara ve şarkılara en dokunaklı kısımlar yerleştirilir her seferinde ''İstanbul'u sevmezse gönül aşkı ne anlar''

 

yine yeni bir düş kurdurdun bana pay-i taht teşekkür ederim..

 Neler feda edilmiş bu güzel şehir uğruna fırsatı olanlar mutlaka bunu yaşasınlar derim…

 

Söz biterken de sevdiğim bir şiiri eklemek isterim..

 

''Bu şehr i İstanbul ki bi misl ü behadır

Bir sengine yekpare acem mülk i fedadır… ''                                      

 

 

 27.01.2008

 

 

.

                                               

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Omzumda  bir ağrı ile uyanıyorum bu sabah..

Bir o kadar benden bir o kadar da ayrıksı..Pencerede ki yağmur tıkırtılarını işitiyorum gözlerimi aralamaya çalışıp… kesif bir hüzün yerleşiyor burnuma ..zihnimde dolanıyor sabah sabah  benden ama benden bağımsız…

 

Yapılacak o kadar çok şey var ki! tamamlanması gereken ,kenarda  biriken.. gözüm takılıyor  kutuya istif edilmiş küçük notlar, şiirler ve gazeteden kesilmiş haberlere…

Nasılda biriktiriyoruz her şeyi ….diyerek söyleniyorum sabah sabah…

lazım olacak deyip atıyoruz bir kenara gözümüz ilişmiyor bir süre sonra elimize alınca nasılda eskiyoruz fark etmeden anlıyoruz biriktirdiklerimizle…

 

 

Sanırım bu ağrının sebebi biriktirdiklerimde…

Vefasızlıkları, ayrılıkları,doğumları ,ölümleri,askları,kavuşmaları,riyakarlıkları…nicelerini hayatınıza bir şekilde girmiş ama varlıklarıyla hayatınızı kabusa çeviren yalan dostları.. hep böyle bir anı bekler...kesif bir hüzünde duyularınıza ilişir, gelir yerleşirler yüreğinizin derinlerinden aklınızın bir köşesine…

 

Kendimi çöp tenekesi gibi hissediyorum..  ziyadesiyle bütün birikintilerimi en yakın uçurumdan Boşluğa bırakmak istiyorum…

 

 

 

 

 

 

 

 

05.12.2007 Çamlıca..

 

 

.

« Önceki :: Sonraki »