Şiirlerimi okumak için tıklayın.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Geçenlerde tanıdığım dünya sızılarını düşündümde....ne çok(muş) ve ne az(mış)meğerse...

sünger misali içime çektiğim sıkıntılar,,harpden çıkmış yıkıntıları üstünde tüten bir yıkık şehir  gibi

yanlız kalmalar...iç çekişler...karalanmış bir kağıdın yırtılmış köşesi gibi...

her dem gülerim ben onunla derken hayatımdan cıkarıp attıklarım..gitmelerinden sıkıntı

duymadım' da neden ; mutlu olmuştuk,,,sevinç bile duymuştuk başarılarından,

birlikte yürümüştük dağınık ve toparlanmamış gecelerde oysa......

bir bardak demli çayın yanında iyi gider diye kısır bile yapmıştık...

uykusuz sabahlara günaydın  demiş..

düşündüm ....sınırlar ötesinde bile telefon açmış hatır gönül sormuştuk...

haydi kalk gidelim demiştik...türküler söyleyerek...aniden uyanmış tık telefonlarına,uykunun en tatlı yerinde..''birşeymi oldu acaba?''deyip endişe duyarak....

yarım kalmış, toparlanmamış,sızıntılar .......karın boşluğumuzda toplanan....dil'i geçmiş zamanda yaşananlar.......

insan'a en çok yakışan vefa'dır oysa...

bir bardak suda fırtınada koparabilirken  ..paylaşımları anlamlı kılan VEFA

 

 

.

                                  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir koltuğa yığılıp kalkamadığım günlerden biriydi...evi derleyip topluyor ama odamdaki kederi bir türlü yerinden kaldıramıyordum..

 

 

Dermanımda kalmamıştı aslında derleyip toplamaktan; nicedir vazgeçmiş olduğum şeylerden ders çıkarmak çabasından...üst üste gelen yıkımlarımı bir kenara kaldırmaktan...''Kanayan ruhun pamuğu'' bulunamamıştı henüz ! Acaba ''o'' mu(?)dur diye açtığım kapıları tekrar kapatmanın da anlamını yitirmeye başladığı....soru işaretlerinden saraylar kurduğum sanal yolculukta...İşte o demlerden biriydi sadece.....

 

 

Belli bir davranışın sonucunu tahlil etmenin çabası yiyip bitirirken düşünce denizimi...zihnimdeki ''belki'' lerin dilime dökülen ''acaba'' kelimelerinin gayreti de yoktu bu safhada....Bedelleri kırgınlık olan günlere gidiyordum usul usul....

 

Kitap okudum....kahve yaptım ama nafile ...yine aynı keder duruyordu...yani başımda....

 

Ve...

 

Hani buğulu cam'a hohlarsın!Nefesin buğu yapar o pürüzsüz yüzeyde...Üstüne yazılar yazarsın o anın tadını çıkartırcasına.... hiç bir şey umurunda olmaz,,inadına inadına yazarsın içinden geçenleri...Sonra ; üstünden bir kere geçersin...izleri yok etmek için...Daha bir kaç gün önce söylemiştir yaradılışının tek şahidi olan'' kadın'' ...''yapma  iz kalır'' diye.....

 

Geriye sadece su damlalarına eşlik eden belli belirsiz bir görüntü kalır;

 

Camım'daki buğusun yazdıklarım ruhuna işlemiş!!!.....

 

Ama;Tişörtümdeki ıslaklıksın bundan sonra ..

Bedeli (farkındalık) olsa da........

 

ve....''keder ''gitmişti.....güle güle.... 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

« Önceki :: Sonraki »